DUYURU :  

KARBOKSİPUNKTUR TEDAVİSİ İÇİN DAHA GENİŞ BİLGİYE ULAŞABİLMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ www.karboksipunktur.com 

KARBOKSİPUNCTUR HASTALARIMIZ  www.karboksipunktur.com sitesi sizin için oluşturuldu kendi aranızda veya direk doktorumuzla soru cevap olarak yazışmak istiyorsanız ve karboksipunktur tedavisi ile ilgili son gelişmeleri öğrenmek başarılı hastalar ile direk sohbet etmek istiyorsanız www.karboksipunktur.com sitesini tıklayarak üye olun ve her türlü sorunuzu bize iletin hem siz sorun hem tüm hastalarımız okusun böylece hep birlikte bir grup terapisi yaparak birbirimize destek olalım. En azından yazışmalarımızda bir hata varsa Doktorunuz tarafından denetlenerek anında müdahale edilsin. Hepimiz başarımızı arttıralım ve bu fazlalık YAĞLARDAN ömür boyu kurtulalım. 

HER  HAFTA GÜNCELLENECEKTİR....01.08.2010 Güncellendi

 

 

         KİLO ALDI DİYE VÜCUDUMUZU CEZALANDIRMALIMIYIZ ?

 

               İlk önce neden vücudumuzda kilo artışı oluyor onu anlamamız lazım. Normalde yetişkin bir insanın sonradan ağırlığının artmaması gerekir. Boyumuz uzamıyor, organlarımız büyümüyor, kemiklerimizde veya kas dokumuzda bir artış olmuyor, o zaman neden kilomuzda bir artış oluyor. Kilo artışımızın tek nedeni vücudumuzda bulunan yağ hücrelerinin içlerinde daha fazla yağ tutmasıdır.

Kısaca sadece yağ dokumuzda bir artış oluyor aslında , tabii ki bu yağ hücrelerinin büyümesine bağlı olarak bu dokunun sarkmaması için çevresinde bir de destek doku artışı oluyor . Bu destek dokular, içinde büyük oranda su ihtiva eder. Yani kilo artışımızın nedeni yağ ve su dokumuzdaki artışa bağlıdır diyebiliriz.Pekala bu yağ ve su dokusundaki artışın nedeni ne olabilir, şimdi de bunu açıklayalım ki bu güne kadar zayıflama adına yaptığımız çabaların aslında ne kadar yanlış ve anlamsız olduğunu daha iyi anlayabilelim ve yanlışın neresinden dönersek kardır diye hiç suçu olmayan vücudumuza daha sevecen yaklaşabilelim.

Aslında şişmanlama veya kilo artışı yavaş yavaş ve sürekli artarak seyretmez. Vücudumuz çok farklı düşünüyor. Biraz sonra anlatacağım hataları yaptığımızda, direnebildiği kadar direniyor ve sonrasında ağırlığını 8 ila 10 kilo arasında değişen bir miktarda arttırıyor, bunu basamak diye de adlandırabiliriz.

Bu artışın anlamı bundan sonra vücudun ideal ağırlığını, yani hayatını devam ettirmek için sabit tutmak zorunda olan ağırlığını, bu kilomuza göre ayarladığı anlamına geliyor. Başka bir açıklamaya göre eğer biz onu ikna edemezsek hayatımızı bu kiloda devam ettirmek zorunda olduğumuz anlamını taşıyor ki, bunu kabullenmekten başka yapabileceğimiz birşey kalmıyor.

Yaptığımız yanlışlara devam edersek bu basamak bir daha artıyor ve biz 50 kilodayken 60, sonrasında 70 olup bakıyoruz ki bütün çabalarımız boşa gitmiş. Vücudumuzla didişmek yerine hayata devam kararı alıyoruz ve kilolarım ile mutluyum demeye başlıyoruz. Biliyoruz ki eğer kilo vermeye çalışmazsak bu kiloda mutlu mesut yaşayabiliriz. Fakat hırsa kapılıp el mi yaman bey mi yaman diyerek tekrar gücümüzü topladığımızı düşünüp diyet yapmaya çalışarak veya ağır spor yaparak, onun aldığı enerjiyi günlük ihtiyacının altında tutmaya çalışarak, bir maceraya daha atıldığımızda bir süreliğine gayet rahat kilo verebiliyoruz. Fakat sonrasında normal hayata geçtiğimizde, sporu biraz azalttığımızda, hafif kaçamaklarımız olduğunda yavaş yavaş diyet öncesi kilomuza dönmeye başlıyoruz.

Çünkü vücudumuz bizim ideal kilomuzu artık öyle görüyor. Bunu lipo suction yaptıran hastalarda dahi görüyoruz. Depo görevi gören yağ hücrelerimizi ameliyat ile vücut dışına liposuction yöntemi ile alsak bile, vücudumuz ideal kilosuna dönmek için başka bölgelerimizdeki yağ hücrelerini depo olarak kullanıp veya aynı bölgemizde kalan yağ hücrelerini 40 katına kadara büyüterek sizi tekrar aynı kiloya getirebiliyor. Başka bölgelerde depo yaptığında yani göbek veya basende değilde  üst bölgede depoladığında üçgen vücutlu hanımlar, memeli erkekler olabiliyoruz. Daha kötüsü aynı bölgede yani cerrahi olarak çıkarılamayan ve kalan yağ hücrelerini büyüttüğünde, girintili çıkıntılı bir göbeğe veya çok daha kötü görünümlü basenlere, bacaklara sahip olabiliyoruz.

Nasıl bir dijital fotoğrafın kalitesi mevcut piksel sayısı ile ölçülüyorsa, vücudumuzun da dış görünüşünün mükemmelliği mevcut yağ hücre sayısı ile ölçülür, halbuki kilo aldığımızda hücre sayımızda artış olmaz sadece hücrelerimiz büyür. Bunun tedavisi için bu hücreleri azaltmak değil boyutlarını küçültmemiz gerekir. Demek ki vücudumuz bizi o kiloda görmek istiyor, bunun önüne geçmemiz mümkün değil.

Mevcut zayıflama yöntemlerinde sonuç hep eski kilomuza dönerek sonuçlanıyor, bu bazen çok hızlı olabiliyor , bazen yıllar sonra bir bakıyoruz tekrar eski kilomuzdayız. Buna aslında sevinmeliyiz. Aslında çok diyet yapıp bu sistemi çok zorlamışsak bazen vücudumuz bir basamak daha çıkıp sizi 80 kiloda da görmeye başlayabilirdi, bu da sıklıkla en kötü sonuç olarak karşımıza çıkabiliyor.

Hayatınıza şöyle bir baktığınızda eğer 20-30 kilo fazlanız varsa veya çok daha fazlası, mutlaka bu anlattığım olaylar başınıza gelmiştir veya geriye kilo almasanız bile cildiniz gevşek, hala selülitiniz ve hafif te olsa bir göbeğiniz vardır ve siz hala yemekten korkuyor ve sürekli spor yapmak zorunda kalıyorsunuz yani vücudunuz hala o yüksek kiloyu istiyor ama siz ona direniyorsunuz demektir.

Yanınızda hiç spor yapmayan, hatta sizden daha çok yiyen, tatlısını da yiyerek hiç kilo problemi yaşamayan çok kıskandığınız arkadaşlarınız da olabilir. Onların metabolizması daha iyi çalışıyor veya genetik olarak farklılar, onlar şanslı kişiler diye düşünebilirsiniz ama YANILIYORSUNUZ. Onlar ne şanslılar , ne genetikleri farklı , ne de metabolizmaları daha iyi çalışıyor. Sadece biraz sonra yazacağım gibi onlar içgüdüleri ile beslenen kişiler. Bunu doğal olarak yapıyorlar ve vücudunuz nasıl sizi yüksek kiloda sabitledi, onları da ideal kilolarında sabitledi bu kadar basit.

Pekala çok basit bir uygulama olsa ve bu uygulama ile vücudunuzun bu sizi yüksek kiloda görme isteğini silsek ve vucudunuz sizi ideal kiloda görmeye başlasa ve bu işlemden sonra haftada bir kez bilgisayar ile vücudunuzu tarayarak, eğer dengesini bozdu ise onu tekrar dengeye getirsek ve dört hafta sonra aylık aralar ile onu dengede tutsak, bu arada onu aynı bir bebeği beslediğiniz gibi özenle ve kaliteli doyana kadar besleyip mevcut hareketlerinizi arttırarak barsaklarınının daha iyi çalışmasını sağlasak, ağır spor yapmadan ama sıklıkla yemeklerden sonra diğer öğüne kadar göbek bölgenizi avuç içinizle ovuşturarak aynı bir bebeğin gazını çıkarttığınız gibi ona şevkatle yaklaşsanız, onu sık sık azar azar değil günde sadece üç kere sabah öğlen ve akşam tam doyurana kadar besleseniz, böylece hayatınız yemek düşünmekle geçmese, hiç tatlı isteğiniz ve hamurişi isteğiniz olmasa ve vücudunuz önce kiloya bağlı bozulan ve hastalanan organlarını iyileştirse,hormon dengeniz düzelse, insülin direnciniz nedeniyle oluşan açlık krizleriniz ve baygınlık hissiniz kaybolsa, polikistik over sendromunuz geçse, sabahları daha dinç ve mutlu kalksanız, gece kurt gibi acıkmasanız, belli bir süre sonra arada yediğiniz pasta veya dondurma gibi şu anda zararlı olarak düşündüğünüz yiyecekleri yediğinizde bunlar size zarar vermese ve en önemlisi hiç sarkmadan cildiniz gevşemeden yavaş ama sağlıklı olarak kilo da vermeye başlasanız; Bunun için 1 yada 1,5 yılınızı vücudunuza verirmiydiniz?

Eğer cevabınız evet ise; Karboksipunctur tedavisini inceleyin. Eğer vaktiniz varsa ve ben bunu yaparım diyorsanız ikna olmak için değil öğrenmek için ücretsiz bilgilendirme toplantımıza katılın. Bu güne kadar vücudunuza hep ceza verdiniz, halbuki bedenimiz aslında bizim en hakikatli bebeğimiz dir. 90 yaşına gelebildiğimizde belki büyüttüğümüz çocuklarımız, çok daha fedakarlıklar ile baktığımız torunlarımız günümüz koşulları nedeniyle, çok isteseler de yanımızda olamayabilecekler. Ama vücudumuz son nefesimize kadar bizimle birlikte olacak, şu anda ona iyi davranırsak birlikte yaşlanacağız ve yaşlılığımızda ona ne kadar iyi baktıysak o da bize o kadar iyi bakacaktır.

Bu yazımı ve tedaviyi çok kısa süre önce kaybettiğim ve hayatı boyunca kendinden çok bize önem veren sevgili Annem Hatice Nilüfer Özgönül anısına kaleme aldım. Keşke bu tedavi ile bu kadar zaman harcamayıp annemin yanında da olabilseydim. Ne yazık ki bir deyiş vardır, mum dibine ışık vermez diye ama şunu çok iyi biliyorum ki tüm annelerin mumu en son damlasına kadar dibine ışık veriyor ve kendisi tükense bile vermeye devam edecek.

                                                                                                   Dr. Fevzi Özgönül

 

Şimdi sizlere bu tedaviyi uyguladığımız ve bize resimlerini yayınlamamıza müsade eden bir hastamızın hikayesini anlatalım. Hastamız tedaviye 25.05.2009 tarihinde 157.3 kilo ile başladı. İlk 3 ayda çok kilolu olduğu ve vücudun düzeltmesi gereken çok sistem olduğu için pek kilo veremedi. Fakat ısrarla vücudunu beslemeye devam etti. Kendisini dinledi, hatta çevresinde çok arkadaşı böyle değil, bir diyet programı ve spor ile kilo verebileceği telkininde bulunsada, bize güveni tam olduğu için, ayrıca kendisini çok iyi hissettiği için tedavimize devam etti. 3. aydan sonra yavaş yavaş kilo da vermeye başladı. Kedisi de aslında daha önce diyete başladığında çok kısa sürede kolayca kilo verebildiğini ama sonrasında kilo veriminin durduğunu hatta sonrasında diyete devam edemediği için verdiğinin daha fazlasını geri aldığını bize belirtmişti ve bu kadar uzun sürede kilo verememesinin kendi moralini de bozduğunu fakat anlattıklarım ve hissettikleri nedeni ile tedaviye devam ettiğini söyledi. Birde şu kritik sözü sarfetti " Doktor bey tedavinin başından beri bana hiçbir zaman acaba çok mu yiyorsun biraz azalt demediniz ve başında bana anlattıklarınızdan asla ödün vermediniz hep aynı şeyleri söylediniz ve bana hep destek oldunuz. Eğer bir kere bile bu tavrınızdan ödün verseydiniz size inanamazdım ama şu anda sonuna kadar güveniyor ve inanıyorum,en önemlisi siz bir doktorsunuz." Bu güvenle başladığımız yolumuza 1 yıla yakın süredir devam ediyoruz, hastamız şu anda 121.2 kilo, ama hiç zorlanmadan, çünkü sadece güzel bir kahvaltı güzel bir öğle yemeği ve güzel bir erken akşam yemeği yedi ve gerçekten vücudunu doğru besleyip ona kendisini tedavi ve tamir gücü verdi. Zaten resimlere baktığımızda hiç cilt sarkması yaşamadı, hatta yüz resmine bakarsanız ne kadar gençleştiğini ve sarkma yerine daha toparlanma ve daha canlanma olduğunu görürsünüz. Hatta kol altlarındaki gevşeme de bile şimdiye kadar cerrahi dışında mümkün değil denmesine rağmen toparlanma meydana geldi. Fakat daha yolun yarısındayız, 1 yıl sonra hayal ettiği kiloya ve hayal ettiği vücuda kavuşmuş olacaktır. Yüzdeki toparlanmayı bir başka izin aldığımız hastamızın yüzünde de çok net görebiliyoruz. Kendisine bakmaya ve onu beslemeye karar vermiş ve sadece kilo vermeyi hedeflemeyen sabırlı tüm hastalarımızda bu sonucu görebiliyoruz. Erkek veya kadın, yaşlı veya genç farketmiyor.  

  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

5 AY SONRA                                                                                           4 AY SONRA

 

 

 

Çalışma saatlerimiz :    Cumartesi dahil hafta içi :    09:00 - 22:00

                                           PAZAR günü                    :    10:00 - 14:00

     

Dr. Fevzi Ozgonul | Serhat, 8 ay sonra. from Fevzi Ozgonul on Vimeo.

 Zayıflamak dediğimizde hemen aklımıza diyet ve spor gelir. Aslında yıllarca zayıflamaya çalışanlar çok iyi bilir. Diyet ve spor ile zayıflamak mümkündür. Fakat diyet ve aşırı spor yapmak vücudu zayıf düşürerek zayıflamasını sağlar aslında zayıf düşmek yani içimizin boşalması cildimizde sarkmalara halsizliklere ,huzursuzluklara bunun  yanında en önemlisi vücudun hastalıklara karşı olan direncinin düşmesine neden olur ki bu hepsinden önemlidir. Üstelik az yiyerek yaptığımız tüm diyetlerde vücudumuz bize karşı direnmeye başlar ve eninde sonunda diyeti sonlandırmamıza neden olur. Aslında şişmanlamamıza neden olan yağ biriktirmeyi vücudumuz bizi korumak için masumane bir şekilde yapar. Bu iyi niyetinden dolayı vücudumuzu ( Aslında kendimizi ) aç bırakarak cezalandırmak ne derece akıllıca olacaktır?

 

                   YASAL UYARI

Bu WEB Sayfası, 12.05.2003 tarih ve 25106 sayılı Resmi gazetede yayınlanan Güzellik ve Estetik Amaçlı Sağlık Kuruluşları Hakkındaki Yönetmeliğin, Madde 34 "... Merkezler, tabibin tarafından yapılması gereken tıbbî işlemlerle ilgili olarak sadece sağlık kuruluşuna başvuran kişilerin kullanımına yönelik olmak üzere; sağlığı geliştirici ve koruyucu nitelikte olan temel bilgileri, sağlık kuruluşunun faaliyeti kapsamındaki işlerle ilgili sağlık sorunları, bu sorunlardan korunma veya sağlık sorunlarının kişide meydana getirdiği olumsuzlukların şahsi tedbirler aracılığı ile giderilmesi veya azaltılması hakkında bilgileri içeren eğitim materyalleri hazırlayabilirler." hükmü doğrultusunda Merkezimize gelen hastalara Genel Olarak Güzellik Merkezlerinde yapılan işlemler hakkında bilgi verebilmek amacıyla hazırlanmış olup sadece merkezimize gelen hastalara verdiğimiz bilgileri gerektiğinde tekrar gözden geçirmeleri amacıyla arşiv amaçlı hazırlanmıştır

Bu sitedeki tüm yazılar ve resimler konu hakkındaki diğer kaynaklardan ibarettir. Sitede, ziyaretçilerini aydınlatmak amacıyla Güzellik ve Estetik amaçlı açılmış Merkezlerinde yapılan işlemler ile ilgili ön bilgiler yayınlanmaktadır. BU SİTE MERKEZİMİZE GELEN HASTALARIMIZI  BİLGİLENDİRMEK, AMACIYLA HAZIRLANMIŞ OLUP, SAĞLIK HİZMETİ VERMEMEKTEDİR. Tanı ve tedavi mutlak bir doktor tarafından yapılması gereken son derece ciddi işlemlerdir SİTEDEKİ BİLGİLER HİÇ BİR ŞEKİLDE HASTALIKLARIN TANI VEYA TEDAVİSİNDE KULLANILMAMALIDIR. Site içeriğinin bu şekilde tanı ve tedavi amacıyla kullanımından doğacak tüm sorumluluk ziyaretçiye, kullanıcıya aittir. Bu siteyi ziyaret eden kişiler bu uyarıları kabul etmiş sayılırlar. Tıp bilgileri, kullanılan tanı ve tedavi gereçleri hızla değişilmektedir. Bir bilgi ,yöntem veya gereç çok kısa sürede terk edilebilir. Ayrıca tıpta aynı sonucu almaya yönelik olan, farklı teknik ve bilgiler, değişik uygulamalar olabilir. Tanı ve tedavide doktorun kişisel deneyimi, yetenekleri belirleyici bir faktördür. Aynı konu hakkında farklı görüşler olması mümkündür. Sitedeki bilgiler her gün güncelleştirilemediğinden her bilginin ziyaretçi tarafından doktoruna danışılarak kontrol edilmesi gereklidir.

Bu sitede bulunan yazılar, resimler, makaleler ve tedavi şekilleri yasal koruma altında olup, yazılı izin alınmadan  hiçbir şekilde aynı veya değiştirilerek iternet sitelerinde, yazılı basında kullanılamaz. Kullanıldığı tespit edildiğinde tazminat davası açacağımızı bildiririz.

 

RAMAZAN, VÜCUDUN ARINMASI İÇİN BİR FIRSATTIR.RAMAZAN AYINDA VEYA ÖNCESİNDE 2 SEANS UYGULADIĞIMIZ KARBOKSİPUNKTUR TEDAVİSİ HEM SİZİN HEM VÜCUDUNUZUN ARINIP BU SİSTEMİ DAHA RAHAT UYGULAMAYA BAŞLAYACAĞINIZ BİR SÜREÇ OLACAKTIR BU İMKANI KAÇIRMAYIN...

      Ramazan ayı aslında tüm müslümanlara hediye edilmiş vücudun arınma, temizlenme ve disiplin ayıdır. Bu zamanı çok iyi değerlendirmemiz gerekir. Tüm diğer zayıflama tedavilerinin aksine bizim tedavimizde, tedaviyi destekleyen ve daha başarılı olmamızı sağlayan bir aydır. Bu ayda birçok hastamız geçmiş yıllarda gözlemlediğimize göre, çok daha başarılı olmuşlardır. Fakat unutmamamız gereken bir konu da, Ramazan ayını asla bir zayıflama fırsatı gibi değil vücudumuzu anlama ve ona değer verme, onun hissettiklerini hissetme ve en önemlisi kötü alışkanlıklardan uzaklaşma, vücudumuzu değil kendimizi terbiye etme ayı olarak görmemiz ve bu mükemmel yapıyı bize hediye ettiği için Yaradana şükretmemiz gerekir. 

      Ramazan ayında nasıl oruç tutmamız emrediliyorsa , çok dikkatli incelerseniz zaten size bu güne kadar, bu tedavide yapmanızı istediğimiz davranışlarla nasıl benzerlik gösterdiğini anlayacaksınız.

     Şimdi sizlere Ramazan ayında nasıl beslenmeniz gerektiğini anlatınca çok daha iyi anlayacaksınız.

 

     Ramazan ayında orucumuzu açarken lütfen öncelikle mide ve hazım sistemimizin bütün gün dinlendiğini ve ona birden çok büyük bir yük verirsek onu çok yoracağınızı unutmayın. Orucunuzu zeytin, bir parça peynir ve birkaç ceviz ve 1 bardak su ile açtıktan sonra, 5 dakikalık bir süre hazmetmeniz için bekleyin. Bu süre midenizin yiyecek geldiğinde onu daha rahat hazmetmesi ve yemeğe oturduğunuzda daha rahat ve yeterince yemek yemenizi sağlayacaktır.

     Sonrasında aynı öğlen öğününde yediğiniz gibi yarısı etli diğer yarısı sebze , salata veya zeytinyağlı olan bir yemeği yavaş ve doyana kadara yemelisiniz, tek dikkat etme niz gereken;

 Ramazan pidesinin çekiciliğine çok fazla kapılmayın ama Ramazan ayıdır, az miktarda pideyi de bu öğünde yiyebilirsiniz. Ama lütfen az olsun, yoksa bukadar çabanız boşuna gidebilir. Ayrıca yemekten sonra ama ara vermeden meyveyi de yiyebilirsiniz, yemek üzeri çok az tatlı da yemenizde bir zarar olmayacaktır ama lütfen tatlıyı da abartmayın ve ayrıca tüm yemekleri bir oturuşta yedikten sonra artık yatana kadar sıvı gıdaları alın. Yani çay, kahve serbest olsun ama şekersiz...

      Mutlaka sahura kalkın ve aynı sabah kahvaltısı gibi bir sahur yapın, bu öğünde de az miktarda pide veya börek yiyebilirsiniz. Ama lütfen çerez, peynir ve yumurta yemeyi unutmayın ve bolca sıvı alın...